“Kaos Mimarı” Siyonist, Bernard Henry Levy, şimdi de Taliban'a karşı Afganistan'da
“Kaos
Mimarı” Bernard Henry Levy
Bir
Portre: Bosna ve Libya’dan, Irak’a “kaos ve katliam” Mimarı Siyonist Filozof
BHL, şimdi Afganistan da
Batı’da, kısaca BHL
olarak bilinen, Yahudi asıllı Fransız Siyonist düşünür Bernard Henri Levy, sırasıyla el attığı, Bosna Hersek, Gürcistan,
Libya, Mısır ve Suriye ve Kuzey Irak’taki bağımsızlık (!) referandumunda
Barzani’yi ayarttıktan 4 yıl sonra, yine bir başka kriz bölgesinde ve yine bir
fitne- kaos peşinde. Libya ve Suriye’de DAEŞ’in önünü açan ama kendisini DAEŞ
düşmanı gibi gösteren, Bernard Henri Levy Afganistan’da Taliban’a karşı bir iç
savaş başlatabilmek için, ülkenin küçük bir bölümünde, direnen savaş Ağası
Ahmet Mesut’la bir araya geldi. Ahmet Mesut, 20 yıl önceki iç savaşta, Taliban’a
karşı mücadele eden ve bir bombalı suikaste kurban giden kuzeydeki Özbek
Türklerinin lideri.
Siyonist Levy’nin bu kargaşada nasıl olup ta, Kuzey’e gittiği ve neler konuştuğu bilinmiyor. Ama, insanlığın başına DAEŞ’i bela eden birinden,
neler beklenebileceği de ortada!
Peki kimdir bu Bernard
Henri Levy? Onu tanıtan, 2017 yılındaki bir makalem aşağıda okuyabilirsiniz.
2012 yılı Cannes film festivalinde gösterime giren Henri Levi’nin “Tobruk Andı” isimli belgeselinin Libya ve Suriye’yi kaosları için nasıl bir başlangıç olduğunu yazalım.
2011 yılı Mart ayının başlarında Mısır sınırından geçerek Libya'ya giren Lévy'nin, o dönem henüz yeni kurulmuş olan Libya Ulusal Geçiş Konseyi'nin Mustafa Abdülcelil liderliğindeki bir toplantısına katılması ile açılan filmde, Levy'nin Libyalılar'ın sadece üç şeye, birincisi uçuşa yasak bölge, ikincisi ülkenin büyük havalimanlarının bombalanması ve üçüncüsü ise Kaddafi yönetiminin elindeki tesislerin hedeflenmesine ihtiyaç duyduğunu, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'ye telefon ederek ondan bu konularda talepte bulunabileceklerini söylediği görülüyor.
Bir sonraki sahnede ise, Lévy'nin bir uydu telefonu ile görüştüğü Sarkozy'den, Libya Ulusal Geçiş Konseyi'ni tanıması isteğinde bulunduğu görülüyor. Telefonun diğer ucundaki Sarkozy, Libya Ulusal Geçiş Konseyi ile bir randevu bağlıyor.
Sonrası zaten biliniyor... Bu görüşmeden yaklaşık bir hafta sonra, 10 Mart'ta, Bernard-Henri Lévy, Libyalı muhaliflerin oluşturduğu Libya Ulusal Geçiş Konseyi'nin 2 üyesini Sarkozy'nin başkent Paris'teki Elysée Sarayı'nda bulunan Başkanlık Ofisi'ne götürüyor. Sarkozy, konseyi "Libya halkının meşru temsilcisi" olarak kabul ettiğini ve yalnızca uçuşa kapalı bölge uygulamasını değil, aynı zamanda hedefe yönelik hava saldırılarının yapılmasını da desteklediğini beyan ediyor. ABD ve diğer AB ülkelerinden önce sahneye çıkan Sarkozy'nin Libyalı muhalifleri tanıma kararını, henüz yeni atanmış Dışişleri Bakanı Alain Juppe'nin bile haber ajanslarından öğrendiği, olup bitenlerden Lévy kadar haberi olmadığı söyleniyor. (https://haber.sol.org.tr/kultur-sanat/cannesda-savas-cigirtkanligi-haberi-55271
Festival kapsamında 25 Mayıs Cuma günü özel bir gösterimi düzenlenen film öncesinde basın toplantısı yapıldı. Lévy basının karşısına, Libya'dan 6, Suriye'den de 5 "muhalif" ile çıktı. Yüzlerini "Özgür Suriye Ordusu"nun kullandığı "Suriye bayrağı" ve siyah gözlüklerle saklayan 2 Suriyeli muhalif, "birkaç saat önce patlamalar yaşanan Suriye'den daha önce kaçmak zorunda kalan savaşçılar" olarak tanıtıldı. Suriyeli muhaliflerin yüzlerini kapatma sebebi ise daha önce, "hâlen Suriye'de yaşayan yakınlarının Esad rejimi tarafından misilleme olarak öldürülme olasılığına karşı önlem" olarak açıklanmıştı.
Lévy, bu filminin daha önce yaptıklarından farkının, "acil bir siyasi amaç içermesi" olduğunu söyledi. "Libya dün ne idiyse bugün de Humus, o..." diyen Lévy, Libya'da yaşananların, Suriye'ye yönelik bir dış müdahalenin olanaklılığının kanıtı olarak algılanmasını istediğini belirtti. Lévy, filmini "Suriyeli devrimciler" dediği, Suriye'deki Batı destekli silahlı çetelere adadı.
Lévy, "Tobruk Andı" adlı filminde, Libyalı muhalifler ile girdiği ilişkileri, Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'yi Libya'daki Kaddafi karşıtı isyancıları desteklemesi için nasıl ikna ettiğini ve Fransa ile birlikte Libya'ya saldırının en önde gelen diğer iki ülkesinden ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile İngiltere Başbakanı David Cameron hakkındaki düşüncelerini ortaya koyarken, Libya saldırısı sırasındaki verdiği askeri ve casusluk hizmetleriyle de "göz doldurdu".
Suriye’deki Levy:
Levy’i Libya tarumar edildikten sonra bu sefer de Suriye’de görüyoruz. Suriye muhaliflerini göklere çıkaran, onları Cannes film festivalinde parlatan Levy, çizilen stratejinin gereği, Fransızların kurduğu ve yaşattığı Esad rejimiyle gizli görüşmelere devam ediyordu. Yan iki tarafta birbirine kırdırılıyordu. Çünkü İsrail’in güvenliği bunu gerektiriyordu. Şayet C. Başkanı Erdoğan direnmese bu projeye engel olmasaydı, Türkiye’yi de Suriye’ye sokup, Rusya, İran’la, Çin’le savaştıracaklardı.(Bugünkü şartlarla kıyaslamayın. Bugün Suriye’de, Rusya ve İran ‘la beraber hareket ediyoruz).
Levi, yine çizdikleri strateji gereği, önce devlet başkanı Mursi’nin ve İhvan-ı Müsliminin iktidara gelmesini destekler, daha sonra da Sisi’yi Mursi’nin üzerine sürer ve Müslümanları katlettirir. O zaman Başbakanlık makamında olan C.başkanı Erdoğan, Sisi darbesinin hemen akabinde, Leyv için şunları söylemişti: Levy, Mısır’da Sisi’yi, darbecileri destekliyor. (2013)
Lev’, iflah olmaz bir Erdoğan ve Türkiye düşmanıdır. 4 Yıl önceki bir röportajında şunları söylemiştir: “Sayın Erdoğan sayıklıyor. Fransa’da aklını kaybettiği ve saçmaladığı konuşuluyor. Fransa’da ve ABD’de herkes ona gülüyor artık. Türkiye’nin doğal ortaklarıyla ilişkilerinin normale dönmesi için, yani demokratik ülkelerle ve özellikle İsrail ile ilişkilerin düzelmesi için Erdoğan sayfasının artık kapanması gerekmektedir”.( Cumhuriyet, 24 Ağustos, 2013)
Aynı Levy, çizdiği kaos stratejisi gereği, kan
banyosu içerisinde bıraktığı Suriye’de, terörist PKK/PYD’nin adeta sözcüsü
hâline gelir ve Kobani olayları esasında şunları söyler: Kobani düşerse Erdoğan’ın sinsi hesaplarının kurbanı olarak
düşecek. “Bu, sadece seküler Kürdistan’ın değil, insanlığın da felaketi olacak.”
Levy, (Ayn-el Arab) Kobani’nin PKK/PYD
terör örgütünün eline geçmesi için çok çabalar ve hatta bunun için, Erdoğan ve
Türkiye “IŞİD”ı destekliyor propagandasına katılarak, uluslararası mahkemelerde
yargılatmak için çabalamıştır.Kuzey Irak’ta da aynı senaryo, aynı film
Bugünlerde, Kuzey Irak Bölgesel Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin çevresinden ayrılmayan, Bağımsızlık referandumunu onun kafasına işleyenlerin başında gelen Henri Levy, bu siyasi stratejisine de, yine belgesel bir filmle başlamıştır.
İşte! Bugünlerdeki sinsi stratejinin temelini oluşturan, o belgesel filmin haberi:
“Bernard Henri Levy, "Peşmerge" ile Sahnede
Barzani, Başta Müslüman Kürtleri, Sünni Arabları, Türkmenleri olmak üzere bütün müslümanları ateşe atmaktan çekinmemiştir.
Hayatın garib tecellisi diyebileceğimiz şey yani, ironisi olsa gerek. Bu makaleyi yazmak için faydalandığımız Sol haber vs. Türkiye’deki Batıcı sol kesim, Erdoğan’a ve millileşen, bağımsızlaşan Türkiye’ye olan düşmanlıklarıyla, 2013’e kadar, neredeyse küfrettikleri Henri Levy’i, 2013’te Mursi’nin ve ihvanın katledilerek devrilmesi sonrasından başlayarak, Kobani kumpası, Suriye’deki PYD devletçikleri ve Kuzey Irak’taki yasadışı bağımsızlık referandumunda göklere çıkarmaya başladı.
İkinci bir garip tecelli ise, Libya, Suriye’de Henri Levy ile aynı paralele düşen, istifa eden Başbakan Davutoğlu ekolünden Kürtçü İslamcıların, Kobani, PYD devletçikleri ve Kuzey Irak’ın bağımsızlığı(!) projesinde yine aynı paralelde yürümeleridir.
Fazıl DUYGUN/Manşet24- Ekim 2017
Yorumlar
Yorum Gönder